Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündemle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu, konuşmasına İslam aleminin Kadir gecesini kutlayarak başladı. Son günlerde ülke olarak güzel haberlere hasret kaldıklarını söyleyen Karamollaoğlu, 4’üncü kez Manisa’da askerlerin yedikleri yemekten zehirlendiklerini hatırlatarak, “Cevaplanması gereken çok soru var: Neler oluyor? Bu tür vakalar son dönemde birden bire neden arttı? Kimlerin kusur ve ihmali var? Sadece ihmal mi, yoksa bir sabotaj da söz konusu mu? Firmanın arkasında kimler var?  İddia edildiği gibi firma iktidara yakın birileri tarafından korunuyor mu? Söylenene göre yemek firmasının çalışanları bile kendi yaptıkları yemeği yemiyor. Peki, nasıl askere yediriliyor? Bütün soruların hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde cevaplanması lazım. Millet evladını sokakta bulmadı” dedi.  
 
“Kimse unutmasın ki devletler lütuflarla değil kurallarla yönetilir” diyen Karamollaoğlu, kuralların da yasalar ve kanunlar olduğunu belirterek, “Bizce bu yürüyüş Başkanlık sistemi tartışmalarıyla birlikte itibarsızlaştırılmış bir Meclis’in sonucudur. Saadet Partisi olarak referandum da dedik ki; Başkanlık sisteminde güçlü bir Meclis olmazsa olmaz şarttır. İşte siz Meclis’i güçsüzleştirip, itibarsızlaştırırsanız sonuç bu olur. Meclis’te sesini duyuramayanlar çareyi sokakta, yolda farklı yerlerde aramaya başlarlar” dedi.
 
ADALET SARSILIRSA DEVLET SARSILIR
 
CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasıyla ilgili de hukuk karşısında herkesin eşit olduğunu belirten Karamollaoğlu, herhangi bir suç işlenmişse hukuk kuralları içerisinde hesabının sorulmasının gerektiğini kaydetti.  Son dönemde yaşananlar ülke ve hukuk adına endişe verici olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, günlerdir devam eden ‘o damat niye alındı, bu damat niye bırakıldı’ tartışmalarına değinerek, “Oysa asıl mesele damat-yeğen-dayı meselesi değildir. Asıl mesele adaletin nasıl tecelli ettiğidir. Hukukun hangi ölçülere, hangi kriterlere göre işlediğidir. Eğer verilen kararlar millet vicdanında karşılık bulmuyorsa, adalet konusunda şüpheye neden oluyorsa ortada bir sorun var demektir. Bir ülkede, hukuka, adalete olan güven kalkarsa devlete olan güven ortadan kalkar. İyi olmak kolaydır. Zor olan adil olabilmektir” diye konuştu. 
 
‘ADALET YÜRÜYÜŞÜ’ DEMOKRATİK TERCİHTİR
 
CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ‘Adalet Yürüyüşü’nü Saadet Partisi olarak demokratik bir tercih olarak gördüklerinin altını çizen Karamollaoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “ Şiddete yönelik herhangi bir çağrıya vesile olmadığı sürece de olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Ancak bu yürüyüş bahane edilerek toplumda yeni çatlaklar oluşmaması için herkesin azami özen göstermesi gerekiyor. Bakın, Türkiye hem içeride hem de dışarıda oldukça hassas bir süreçten geçmektedir. Biz bu süreçte ülkemiz için en büyük tehdidin, en büyük tehlikenin kutuplaşma olduğunu söylüyoruz. İktidarından muhalefetine, hâkiminden savcısına, gazetecisinden, akademisyenine hepimiz bu konuda çok dikkatli olmalıyız. Halkımız arasında yeni çatlakların oluşmasına neden olacak her türlü üslup ve tavırdan özenle kaçınmalıyız. Tabii en özenli olması gereken kurumda siyaset kurumudur. Kimse unutmasın ki devletler lütuflarla değil kurallarla yönetilir. Bu kurallarda yasalardır, kanunlardır. Yasaların yerine lütufların geçerli olmaya başladığı bir ülkede keyfilik kaçınılmaz olur. Bu da doğru değildir.”
 
MECLİS GÜÇSÜZLEŞİRSE SOKAK GÜÇLENİR
 
Adalet Yürüyüşü’nü demokratik tercih olarak değerlendikleri için bazı trollerin kendilerini CHP’nin yanında olmakla suçlayacaklarını da sözlerine ekleyen Karamollaoğlu, “Hayır.  Biz ne CHP’nin ne AKP’nin sadece adaletin yanındayız. Hak ne diyorsa, hukuk ne diyorsa onu söyleriz. Bizce bu yürüyüş Başkanlık sistemi tartışmalarıyla birlikte itibarsızlaştırılmış bir Meclis’in sonucudur. Saadet Partisi olarak referandum da dedik ki; başkanlık sisteminde güçlü bir meclis olmazsa olmaz şarttır. İşte siz Meclis’i güçsüzleştirip, itibarsızlaştırırsanız sonuç bu olur. Meclis’te sesini duyuramayanlar çareyi sokakta, yolda farklı yerlerde aramaya başlarlar. Açık söylüyorum, bu bir işarettir.  Bu bir ipucudur. İnşallah bu uyarılarımız dikkate alınır ve başkanlık sisteminde yapılan hatalar uyum yasalarında yapılmaz. Yoksa Allah korusun yarın daha büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalırız” dedi. 
 
MİLLET İÇİN HERKESLE HER YERDE YÜRÜRÜZ
 
“Biz Saadet Partisi olarak milletimizin kucaklaşmasına vesile olacak her yerde, her konuda, herkesle yürümeye hazırız” diyen Karamollaoğlu şunları kaydetti: “Toplumsal barışa katkı yapacak, milletimizin gerçek sorunlarına çözüm olacak her türlü arayışın içinde bulunuruz. Kimsenin de kınamasından korkmayız. Çünkü biz siyaseti ikbal için değil bu milletin geleceği için yapıyoruz. Kardeşlik vazifesi olarak tavsiyelerde bulunuyoruz. İnandığımız doğruları milletimizle paylaşıyoruz. Allah (CC) milletimizin yardımcısı olsun.” 
 
BU TEKLİFİN YAPILMASI KUVVETLE MUHTEMEL
 
Milli Gazete Yazarı Ahmet Yavuz’un önceki gün köşesinde dile getirdiği “Türk siyasetinde ilk ‘yürüyelim’ teklifini dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayip Erdoğan Erbakan Hoca’ya yapmıştır” sözlerinin sorulması üzerine Karamollaoğlu şu cevabı verdi: “Ben böyle bir teklifin yapıldığını hatırlamıyorum. Ama mümkündür tabi. Mitingler niçin yapılır? Kamuoyunu uyarmak ve bir konuda bilgilendirmek için. Bir tepki varsa barış içerisinde dile getirmek içindir. Yürüyüşler de bu maksatla yapılır. Yürüyüşler toplumda bir kargaşa ve infial meydana getirmek için yapılmamıştır. Bazı yerlerde etkili olmuştur. Çünkü toplumun dikkati çekiliyor. O dönemde de arkadaşlarımızın özellikle sayın Cumhurbaşkanımızın böyle bir teklifi Hoca’mıza getirmiş olması kuvvetle muhtemel. Arkadaşımız yazıyorsa onu mutlaka bir bilgiye dayanarak yazmıştır. Ondan dolayı da hakikaten güzel bir hatırlatma.”