III. 1. Anayasa
Saadet Partisi, insanımızın özlemi olan kalkınmış, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, özgür, “Yaşanabilir bir Türkiye” ve “Yeniden Büyük Türkiye”nin kurulması için, mevcut Anayasanın, insanların temel hak ve özgürlüklerini uygulamada ortadan kaldırılmayacak ve güvence altına alacak şekilde düzenlenmesi gereğine inanmaktadır.
Bu nedenle Saadet Partisi, ülkeyi mutlu yarınlara taşıyacak ve demokrasinin temel ilkelerine, evrensel hukuk normlarına ve insan haklarına aykırı her türlü uygulamayı kesin olarak önleyecek bir Anayasanın, biran evvel yürürlüğe girmesi ve uygulamanın Anayasada yazılı esaslara uygun olarak yürütülmesi için her türlü gayreti göstermeyi temel görev sayar.
Partimiz, getireceği Anayasa değişikliği ile kuvvetler ayırımını tam olarak tesis edip yasamayı bütünüyle millet iradesine bağlı hale getirecektir.
Yine yapacağımız Anayasa değişikliği ile referandum müessesesi genişletilecek ve önemli konuların milletin oyuna sunulması sağlanacaktır.
Ayrıca, vatandaştan belli sayıda imza ile gelen tekliflerin referanduma götürülmesinin yolu açılacaktır.
Siyasi partilerin serbestçe ve demokratik kurallara bağlı olarak çalışmalarını ve seçmen iradesinin Meclis çalışmalarına tam olarak yansımasını sağlayacak yeni siyasi partiler ve seçim kanunları hazırlanacaktır.
Saadet Partisi, Türkiye’nin artık merkeziyetçi, hantal bir idari yapı ile yönetilemeyeceğine inanmaktadır.
Bundan dolayı, mevcut düzenlemeler yeterli olmadığından, Türkiye’nin, iyi düşünülmüş köklü bir idari reforma ihtiyacı vardır.
Kurumları yerli yerine koyan, şeffaf, esnek ve dinamik bir işleyişi esas alan, yerel yönetimleri güçlendiren, onlara inisiyatif veren, her aşamada demokratik denetimi işleten ve bütün bunları yaparken milletin iradesini öne çıkaran bir idari yapı ve işleyiş için, başta Anayasa olmak üzere, yasalar ve uygulamalarda değişiklik yapan bir idari reformu gerçekleştirmek ana hedefimizdir.
Bütün özerk kurum, kuruluş ve işleyiş biçimleri yeniden düzenlenecektir.
Milli Güvenlik Kurulu, savunma konusunda, siyasi iktidara danışmanlık yapan bir kurul haline dönüştürülecektir.
Tarihi ve coğrafi şartları itibari ile barış, huzur ve adalete dayalı yeni bir dünyanın kurulmasında öncülük yapması lâzım gelen Türkiye’nin, her türlü dış etken ve baskıya karşı, siyasi, iktisadi ve teknolojik bakımdan bağımsız bir ülke olması, sadece ülkemiz halkının saadeti bakımından değil, bütün insanlığın saadeti bakımından da büyük önem taşımaktadır.
Bu sebeple, ülkemizin her yönden gerçek bağımsız bir ülke olabilmesi için yapılacak değişiklikleri ve alınması lâzım gelen tedbirlerle ilgili projeleri Hükümete sunmak üzere bir “Yüksek Bağımsızlık Kurulu” oluşturulacaktır. Bu Kurula bağlı “Teknolojik Gelişme”, “Ekonomik Gelişme” ve “Siyasi Gelişme” kurulları ile Ülke ve Milletin âli menfaatleri korunacak, sömürü ve bağımlılıklar önlenecektir.
Devletin aslî görevlerinden biri kamu düzenini korumak ve iç güvenliği sağlamaktır. Bu hizmet yapılırken, insan hakları ve insan onur ve haysiyetine azami dikkat gösterilmesi esastır.
Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması ve vatandaşlar arasında dostluk ve kardeşliğin geliştirilmesi, huzur ve güven ortamının tesis edilmesi en önemli önceliğimizdir.
Milli, manevî ve ahlâkî değerlerimiz, huzur ve barış ortamının tesisi ve devamında en önemli dayanağımızdır.
Vatanımızın bölünmezliği, milletimizin birliği, beraberliği ve kardeşliği temel esastır.
İç güvenlik hizmetlerini yürüten birimler tek çatı altında toplanacak, her türlü donanıma ve imkâna kavuşturulacaktır.
III.5. Milli Savunma
Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya ve tarihsel gerçekler, kuvvetli bir savunma gücünü zorunlu kılmaktadır. Savunma gücümüzün üstünlüğünün sadece sayısal üstünlükle değil, aynı zamanda modern silâh ve üstün teknolojiye sahip araç ve gereçlerle teçhiz edilmiş, en mükemmel şekilde eğitilmiş, yüksek manevî değerlere sahip bir orduyla mümkün olabileceğine inanıyoruz.
Silahlı Kuvvetlerimizi, ülkemizi her zaman dış tehditlere ve saldırılara karşı koruyacak caydırıcı bir güç, bölgenin ve dünyanın barışı için bir teminat olarak görüyor, onun mutlak surette iç politika çekişmelerinin dışında tutulması gerektiğine inanıyoruz.
Silahlı Kuvvetlerin silâh ve teçhizatı, en üst düzeyde milli kaynaklardan karşılanarak modernize edilecek ve böylece ateş ve tesir gücü artırılacaktır. Bu yatırımlara paralel olarak asker sayısı ve askerlik süresi azaltılacaktır.
Yolsuzluk ve rüşvet olayları; aşırı bürokrasi, şeffaflıktan uzak ve demokratik denetim mekanizmalarından yoksun idari yapı, rant dağıtan devletçi ekonomik model ve materyalist anlayışı besleyen eğitim nedeniyle, maalesef ülkemizde, had safhaya ulaşmıştır. Ülkemiz yolsuzlukta, dünya sıralamalarında en üst noktalarda görülmektedir. Bu durum milletimizin onurunu zedelemektedir. Ülkedeki geri kalmışlık ve yoksulluğun en önemli nedenlerinden biri de yolsuzluklardır.
Çare, manevî ve ahlâkî değerlerimizin hayata geçirilmesi, bürokratik idari yapının ıslahı, devlet harcamalarının tümünde şeffaflığın sağlanması, yine tüm kamu harcamalarında demokratik denetim mekanizmalarının geliştirilmesi ve işletilmesidir.
Saadet Partisi, gerçekleştireceği manevî kalkınma hamlesi ve getireceği yasal düzenlemeler ve uygulamalarla, rüşvet ve yolsuzluklara son verilmesini sağlayacaktır.
Halkımıza tahakkümü değil hizmeti esas alan Partimiz, yerel yönetimlere özel bir önem vermektedir. İmkânları ve yetkiyi tüm ülkeye yayacak gerçekçi bir yerel yönetimler yasasına ihtiyaç vardır. Bu durum, toplumun kendine güvenini artıracağı gibi, kamudaki hantal işleyişi ve israfı azaltacağından ekonomiye de önemli katkılar yapacaktır.
Halen ülkemizde belediye hizmetleri kent içi alanlarla sınırlıdır. Bu durum birbirine çok yakın iki belediye arasında bile personel, araç ve kaynak israfına yol açmaktadır. Küçük belediyeler nitelikli personel ve araç konusunda sıkıntılar yaşarken, yanı başında bir il belediyesinde personel işsiz, araçlar atıl durumda bekleyebilmektedir.
Büyükşehir ve il merkez belediyeleri İl sınırları içindeki bütün ilçe ve beldelere hizmet götürecek şekilde yeniden düzenlenecektir.
Köylerin ve kırsal alanın hizmetleri, köy yolları dâhil, “İl Özel İdareleri” ile yeni kurulacak “İlçe Özel İdareleri” tarafından karşılanılacaktır. Köy muhtarları İlçe Özel İdarelerinin tabii üyesi olacaklardır.
İl belediyeleri, Büyükşehir belediyeleri gibi, il sınırları içindeki tüm ilçe ve beldelerin imar, plânlama, alt yapı hizmetlerinin yapılmasından ve koordinasyondan sorumlu olacak, ilçe belediyeleri ise, ilçe sınırları içindeki tüm köylerin fizikî üst yapı ile çevre, trafik, koruyucu sağlık hizmetlerinden ve kanunla kendilerine verilen diğer hizmetlerden sorumlu olacaklardır.
Savunma, dış politika, adalet, iç güvenlik, vergi ve hizmetlerin koordinasyonu gibi genel ve zorunlu hizmetlerin dışında kalan merkezî idare görevleri, belli bir programla, illere ve mahallî idarelere devredilecektir.
İllere, yatırım ve cari giderleri için genel bütçeden pay tahsis edilecektir. Bu payın ilde sektörlere, il içi bölgelere, projelere ve işletmelere tahsisi il genel meclisi tarafından, il bütçesi olarak yapılacaktır. Uygulama ve denetim mahallinde olacaktır. Merkezî idare genel standartları belirleyecek ve genel denetim yapacaktır.
Birden fazla belediye ve ili ilgilendiren projelerde yatırım ve işletme safhasında ortak yönetimler kurulacaktır.
Belli hizmetler için, sınırlı sayıda üst seviyede idareci dışında, illerde çalışan kamu görevlileri, sözleşmeli olarak ve mahallinde çalışmak üzere istihdam edilecektir.
İl Genel Meclisleri ve Belediye Meclisleri güçlendirilecek, çalışmaları daha etkili şekilde denetlenecektir.
Yüzlerce yıl birlikte yaşayarak edindiği ve geliştirdiği ortak değerler ve yaşadığı ortak tarihiyle bu toprakları yurt edinmiş olan milletimiz, kimsenin hakkının yenmeyeceği, kimsenin çaresiz bırakılmayacağı, kimsenin horlanmayacağı bir Türkiye istiyor.
Bu ülkede herkes kanun önünde eşittir ve ayrımsız olarak hukukun eşit korumasından istifade eder.
Herkesin, uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve yasalarla tanınan temel haklara aykırı muamelelere karşı, mahkemelere müracaat hakkı vardır. Yine herkesin, kendisine bir suç isnadı yapıldığında, tam bir eşitlik içinde, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede, hakkaniyetle ve açık bir şekilde yargılanma hakkı vardır.
Hiç kimse keyfî olarak tutulamaz, alıkonulamaz veya sürülemez. Suç isnat edilen kişi, savunması için kendisine gerekli bütün imkânların sağlandığı açık bir yargılanma neticesinde kanunen suçlu olduğu tespit edilmedikçe masum sayılır.
Elbette ki adalet mülkün temelidir. Ne var ki, bugün ülkemizde insanımız, bir haksızlığa uğratıldığında, hakkının zamanında ve tam olarak kendisine teslim edileceğinden emin değildir. Bu durum, hukuk devleti ilkesini zedeler.
Mevzuattaki sorunların yanında, özellikle iş hacminin yoğunluğundan dolayı, ülkemizde yargının çok yavaş işlediği de bir gerçektir.
İnsanlarımız, bu yavaş işleyiş sebebi ile hak-hukuk, alacak-borç ilişkilerinde zorlandığında, hukukun yerini alacak kabul edilemez arayışlara girmek durumunda kalmaktadır.
Bu ülkenin insanları, haklarının yenmeyeceğinden, zamanında ve tam olarak teslim edileceğinden emin olmalıdırlar. Bu, toplumsal barışın vazgeçilmez koşullarından birisidir.
Saadet Partisi, ülkenin en başta gelen ihtiyaçlarından birinin yargı reformu olduğuna inanmaktadır. Bu nedenle, iktidarımızda ilk sırada ele alacağımız konulardan birisi bu olacaktır.
Düşündüğümüz yargı reformunun temel amaçlarının başında yargı bağımsızlığı gelmektedir. Yargı bağımsızlığından, yargıçların her türlü etkiden uzak kalarak, kararlarını adil bir şekilde verebilmeleri için gerekli koşulların hazırlanmasını anlıyoruz. Siyaset ve idare, yargıya karışmamalıdır; yargının tam bağımsızlığı esas olmakla birlikte, yargının siyasallaşma ve siyaseti yönlendirme yolu da kapatılmalıdır.
Yargı bağımsızlığından söz edebilmek için yargının yürütmeden bağımsız hale getirilmesi gerekmektedir. Bu yargı erkini kullananların hiçbir yere bağımlı olmamaları anlamına gelmemelidir. Egemenliği kullanan üç unsurdan biri olan yargının da, egemenliğin asil sahibi olan millete bağlı olması gerekir; nitekim kararlarını millet adına vermektedir.
Türkiye’de, mahkemelerdeki oturuş şekli bile, iddia makamı ile savunmanın eşit olmadığını göstermektedir. Bu nedenle mahkeme salonlarının, savcılar ve avukatların aynı seviyede oturmalarını sağlayacak şekilde düzenlenmesi gerekir.
Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve hızlı çalışmasının temini, terfi sistemi ile yargıç sorumluluğu ve güvencesinin sağlanması için yeni çalışmalar yapılacaktır.
Bu meyanda, yargıda görev yapacak bütün personelin yetiştirilmelerine büyük önem verilecek ve görevin gerektirdiği koşullara sahip olmalarına özel bir itina gösterilecektir.
Yargıya ayrılan bütçe payı yeterli seviyeye çıkartılacak, kadro sorunları çözülecek ve yargı organlarının yüklerinin makul seviyeye indirilmesi sağlanacaktır.
Adli kolluk kurulacaktır.
Özel hukuk davaları için tahkim kurumu genişletilecektir.
Usul kanunları, mahkemelerin hızlı çalışmasını sağlayacak şekilde değiştirilecektir.
Yargı hatalarının azaltılması için, genel mahkemeler arasında, ihtisaslaşmayı sağlayacak tedbirler alınacaktır.
Saadet Partisi iktidarında “İnsan Hakları Mahkemeleri” kurulacak ve insan hakları ihlalleri bu mahkemeler tarafından ele alınacaktır.
Ceza infaz sistemi de derhal ele alınması gereken önemli konulardan biridir. Saadet Partisi, ceza infaz kurumlarının, sadece alınan cezanın gerektirdiği kadar kısıtlayıcı tedbirlerin uygulandığı yerler olduğuna; tutuklu ve hükümlülerin diğer haklarının asla kısıtlanamayacağı ilkesine inanmakta; insancıl bir ceza infaz rejimini istemektedir. Bu nedenle iktidarımızda, fizik koşulları, mevzuatı, uygulamaları ve sivil denetimi ile insan onuruna yakışan bir ceza infaz sistemi için gerekenler yapılacaktır.
Herkesin eğitim hakkı vardır. Eğitimin bütün kademeleri parasızdır. İlköğretim mecburidir. Teknik ve mesleki eğitimden herkes istifade edebilmelidir. Yüksek öğretim liyakatlerine göre herkese tam eşitlikte açık olmalıdır.
Eğitim insan kişiliğinin tam gelişmesini, insan hakları ve temel özgürlüklere saygının kuvvetlenmesini sağlayıcı nitelikte olmalıdır; tüm insanlar ve gruplar arasında anlayış, hoşgörü, dostluğu ve barışı teşvik etmelidir.
Partimiz eğitim, öğretim ve terbiye konusunu, demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerin değer olarak yükseldiği, bunun yanında uluslararası rekabetin alabildiğine hızlandığı bu çağda, ihtiyaç duyulan insan kaynaklarını en iyi şekilde yetiştirme gayesine yönelik olarak ele alacaktır.
Eğitim ve öğretimde insanların sadece bilgi ve becerilerle donatılması yeterli değildir; insanlara bazı yüksek değerlerin de kazandırılması gerekir. O nedenle biz, eğitim ve öğretimin terbiye boyutunu da önemsiyoruz.
Siyasi ve ideolojik mülâhazalarla sürekli müdahale edilen eğitim sistemimiz, artık başlı başına bir sorun haline gelmiştir. Kalite düşmüş, eğitimde fırsat eşitliği ortadan kalkmış, hatta birçok gencin eğitim hakkı elinden alınmıştır. Üniversiteler bilim üreten ve yayan kurumlar olmaktan çıkmıştır. Yaşama biçimi bile dayatmanın aracı haline getirilmiştir.
Bilimi, bilimsel araştırma ve yayınları bile çeşitli bahanelerle potansiyel bir tehlike olarak gören ve bunun için kısıtlamalar koyan anlayışla, ülkenin önünün açılması ve uygarlık seviyesinin yükseltilmesi mümkün değildir.
Bu anlayışı değiştirmek zorundayız; çünkü özgürlüğün bulunmadığı bir ortamda, bilginin üretilmesi mümkün olmadığı gibi, bilgi ve teknoloji üretmeyen toplumların, bilgi çağında ayakta durmaları da mümkün değildir.
Yeni kuşaklar, özgüven duygusuna sahip, kendi başına karar verebilen, kendi toplumunun tarihi birikiminden ve imkânlarından haberdar olan, küresel gerçekleri bilen, evrensel anlayış ve değerlerle bütünleşmiş şekilde donatılamazsa, milletin özlemlerini gerçekleştiremeyiz.
Bu nedenle Saadet Partisi, ilmî gereklere uygun bir eğitim reformunu programına almaktadır.
Bilim, araştırma, eğitim ve öğretim serbesttir. İnsan haklarına ve Anayasaya aykırı olmayan her düzeyde ve alanda eğitim ve öğretim kurumlarının açılması serbest olacaktır.
İnsan haklarına ve inanç esaslarına aykırı olarak konmuş suni engeller ortadan kaldırılacak, İmam-Hatip Lisesi ve meslek Okulu mezunlarının diledikleri fakülteye girmelerini engelleyici, eşitliğe aykırı uygulamalara son verilecektir.
Eğitim kurumlarında insan hakları ve demokrasi ile din kültürü ve ahlâk dersleri okutulması zorunlu olacaktır.
Zorunlu eğitim ve öğretimde 4+4+3 modelinin faydalı olacağına inanıyoruz.
Zorunlu eğitimin ikinci ve üçüncü kademesi mesleki ve teknik eğitime geçişi kolaylaştıracak şekilde programlanacaktır. Yüksek öğretime geçişte fırsat eşitliği ilkesi esas olacaktır. Mesleki ve teknik eğitim ile çıraklık eğitimi ve meslek edindirme kursları geliştirilecektir.
Din eğitimi, 18 yaşına kadar velilerin, 18 yaşından sonra bireylerin kendi isteğine bağlı olarak her kademede serbest olacaktır.
Devlet, ilk ve orta öğretimde müfredatları belirlemek, standartları koymak ve denetlemekle yükümlü olacaktır.
Üniversitelerin aslî görevi olan bilgi üretme ve yayma işini sağlıklı bir şekilde yapabilmeleri için özgür bir ortam ve işleyen bir idari yapı sağlanacak ve kaynak sorunları çözülecek, köklü bir yüksek öğretim reformu yapılacaktır.
Yüksek öğretim kuruluşları açmak serbest olacaktır. Devlet, yüksek öğretimle ilgili plânlama yapmak, standartları belirlemek, yüksek öğretim kurumlarının faaliyetlerinin kanunlara uygunluğunu denetlemekle yükümlü olacaktır.
YÖK kaldırılacak, yerine yüksek öğretim konusunda devlete düşen görevleri ve üniversiteler arasındaki koordinasyonu sağlamak üzere, bir üst kurul oluşturulacaktır.
Özürlülerin eğitimine önem verilecek, bunun için kurumlar geliştirilecek ve desteklenecektir.
Yüksek zekâlı çocukların tespiti ve özel eğitim almaları sağlanacaktır.
Halk eğitimine önem verilecek; bu konuda sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerin önündeki engeller kaldırılacaktır.
III. 10. AR-GE ve İleri teknoloji
Araştırma ve geliştirme faaliyetleri olmadan medeniyet yarışını sürdürmek ve insanlığa daha yararlı olmak mümkün değildir.
Partimizin iktidarında AR-GE çalışmaları desteklenecek ve ileri teknoloji üretilmesi için üniversitelerle iş dünyasının birlikte çalışmaları sağlanacaktır.
Hayatın her alanında, bilgi üreten ve teknoloji geliştiren ülke haline gelebilmek için, bütün imkânlar seferber edilecektir. Aynı zamanda yurt dışına giden beyin göçünü durdurmak ve gidenleri geri getirmek için gerekli tedbirler alınacaktır.
AR-GE ve ileri teknolojide hedef, diğer dünya ülkelerinin önüne geçmektir. Böylece hakkın ve insanlığın saadetinin savunulabilmesi mümkün olabilecektir.
Milletimiz asırlar boyu, ahlâk ve maneviyata dayanan kültürü ile bütün insanlığa ışık tutmuş, en üstün medeniyetleri kurmuş ve bütün insanlığın saadetine paha biçilmeyecek derecede büyük katkılarda bulunmuştur. Bu gün de bütün insanlık, yeryüzünde âdil bir düzenin kurulması için, milletimizin öncülük yapmasını beklemektedir.
Saadet Partisi, bir yandan bu sorumluluğunun bilincinde olarak, diğer yandan da Türkiye’nin uluslararası konumunun güçlendirilmesi, vatandaşları mutlu ve müreffeh bir ülke haline gelmesi için, milli, ekonomik ve sosyal politikalarla birlikte, milletimizin değerlerini ortaya çıkaran, temeli ahlâk ve maneviyata, nefsin terbiyesine ve hakkın üstün tutulmasına dayanan, yeni, örnek ve üstün bir medeniyetin kurulmasını sağlayacak bir kültür hamlesini gerçekleştirmeyi en önemli görevleri arasında saymaktadır.
Saadet Partisi, Türkiye’nin kalkınmasının, kültür ve sanatın gelişmesinin ancak özgür bir ortamda olacağına inanmaktadır. Bu nedenle biz, güdümlü demokrasi yerine, gerçek demokrasiye geçişi, insan hakları ve özgürlüklere dayalı, kaba kuvveti değil hakkı üstün tutan, âdil bir düzenin tesis edilmesini her konunun önünde ve her şeyden önemli sayıyoruz.
Kültür ve sanat faaliyetleri, bireylere ve sivil topluma ait alan olarak, kamusal koruma altında olacaktır.
Milli kültürümüzü temsil eden tarihî eserlerimizin korunması ve ihyası için gereken her türlü önlem alınacaktır.
Türkiye’nin doğal güzelliklerini, zengin tarihî ve kültürel mirasını tüm insanlıkla paylaşmak, insanlar arasında dostluğun ve kardeşliğin gelişmesine hizmet etmek için, turizm faaliyetlerinin serbest piyasa kuralları içerisinde gelişmesini sağlayacak gerekli düzenlemeler yapılacaktır. Bunun aynı zamanda ülke ekonomisine önemli katkıları olacağı açıktır.
Turizmde ayrıca ülkemizi ziyarete gelen misafirlere, milletimizin asırlar boyu insanlığa ışık tutan değerlerinin tanıtılmasına da önem verilecek ve böylece turizmin her yönüyle hızla gelişmesine katkıda bulunulacaktır.
Çalışma hayatında barış, kardeşlik, işbirliği ve karşılıklı hakların korunması ve verimlilik esas olmalıdır.
İşyeri çalışma koşullarının uluslararası normlara, sağlık koşullarına sahip ve insan onuruna yaraşır şekilde olmasının sağlanması ve denetlenmesi devletin görevleri arasındadır.
İktidarımızda herkes, işini serbestçe seçecek, âdil ve uygun çalışma koşullarına sahip olacak; herkese, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit çalışma karşılığında eşit ücret hakkı sağlanacak ve çalışana hakkı, alnının teri kurumadan verilecektir.
Bütün diğer hak ve özgürlüklerde olduğu gibi, sendikal haklar alanında da olumsuz uygulamalar yaşanmaktadır. İktidarımızda, adalet, güvenlik, temsili görevler ve idarenin üst düzey görevlileri hariç, işçi memur ayırımı yapılmadan, tüm kamu çalışanlarına toplu sözleşme ve grevli sendika kurma hakkı verilmesini sağlayan düzenlemeler yapılacaktır.
Çalışma hayatında kadınlar ve engelliler için özel tedbirler alınacaktır.
III. 14. Engelliler
Sosyal güvenlik temel bir insan hakkıdır. İnsan yeryüzüne burada geçireceği süre içerisinde ihtiyaçlarını karşılayabilecek imkânlar, yetenekler ve toprak, hava, su ve güneş gibi nimetler sunularak gönderilmiştir.
Nimetler tüm insanlar için yaratılmıştır. İnsan bu nimetlerden emeğini ve yeteneklerini kullanarak yararlanmaya ve ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır.
Bu imkânlardan yararlanamayan işsiz, fakir, yoksul, düşkün kimselerin sosyal güvenlikten pay almaları ve yeterince faydalanabilmeleri sağlanacaktır.
Bu payın adil dağıtılması sosyal güvenlik anlayışımızın temel dayanağını oluşturmaktadır.
Bireysel alanda yapılan yardımlaşma elbette ki çok saygıdeğer bir insani erdemdir; insani amaçlarla yardım yapmak, bağışta bulunmak, bireyin hakları arasında olup sosyal güvenliğin önemli unsurlarındandır; engellenmemesi ve teşvik edilmesi gerekir.
Ayrıca bireysel ve kamusal alan dışında, sosyal güvenliği ilgilendiren çok geniş bir sivil alan bulunmaktadır. İnsanlar gerek dernek kurarak ve gerekse tarihimize damgasını vuran vakıf müessesesi aracılığı ile sosyal güvenlik hizmetine katılabilmelidir, katılmışlardır da. Bu alanda da engel çıkarılmamalıdır. Çünkü bütün bu organize faaliyetler, bireylerin ve toplumun sağlıklı bir şekilde gelişmesine hizmet edecektir.
Bu organizasyonların en üst düzeyde olanı şüphesiz ki devlettir. Devletin temel meşruiyet dayanağı, insan haklarının korunması ve elde edilir olmasını sağlamak olduğundan, sosyal güvenliğin tesis ve temini de devletin asli görevleri arasındadır.
Bir ülkede sosyal güvenliği kâmil manada işler hale getirebilmek için, önce temel hak ve özgürlüklerin teminat altına alınması gerekir. Eğer sosyal güvenliğin bireysel ve sivil alanı görmezden gelinir, hatta engellenerek işlemez hale getirilirse, sadece kamusal alanda yapılacak düzenlemeler ve getirilecek müeyyidelerle bu önemli mesele çözülemez.
Sosyal güvenliğin görünmez bir kısmı vardır ki; o da milletimizin kültüründen ve inancından beslenen aile yapımızdır. Yıllardır eğitim sistemimiz milli ve manevî değerlerimizden uzak bir aile modelini özendirmeye gayret etmiştir. Buna karşı direnen milli aile yapımız, yaşlısına, engellisine, yoksuluna sahip çıkmakta, aile fertleri arasında diğer toplumları kıskandıracak düzeyde bir dayanışma ve yardımlaşma sergilemekte; beceriksiz hükümetler eliyle sık sık düşürüldüğü ekonomik krizlerin oluşturduğu sosyal patlamaları sinesinde söndürebilmektedir. Bu milli aile yapısı, benzer yardımlaşma ve dayanışmayı komşuluk ilişkilerinde de göstermektedir.
Belirttiğimiz bu inanç ve kültür yapımızın, kurmaya çalıştığımız sosyal güvenliğin sigortası olduğuna inanıyoruz. Tarihimizde vakıflarla temayüz eden bu yapımızı göz bebeğimiz gibi korumalı ve gelişmesi için elimizden geleni yapmalıyız. Çünkü kurulan sistemler her an krize girebilir, çökebilir. Bu gün çok güçlü ekonomilere sahip olan ülkeler bile sosyal güvenlik sistemlerini çalıştırmada zorlanmaktadırlar. Bu durum vakıfların ne kadar önemli olduğunun açık bir göstergesidir.
Herkesin sürdürülebilir bir yaşam için geçim, barınma, sağlık ve eğitim giderlerini karşılayacak sosyal güvenliğe sahip olma hakkı vardır.
Bu alanlarda ve eğitimin her kademesinde, sosyal güvenlikten yararlanmak için kamusal desteğe ihtiyacı olan herkese doğrudan destek yapılacaktır.
Bu amaçla “Sosyal Güvenlik Yüksek Kurulu” oluşturulacak ve bu kurulda kamu ve sivil toplum kuruluşları yer alacaktır.
“Sosyal Güvenlik Yüksek Kurulu”nun en önemli ve öncelikle görevi, bütün yurt sathındaki muhtaç ve düşkünleri, mahalli şartları yakinen tanıyan, güvenilir görevlilerin yardımıyla tespit etmek ve bunların insanca yaşamaları için gerekli imkânları temin etmek olacaktır. Böylece 75 milyonluk ülkemizde, aç–açık tek kimsenin kalmaması devlet anlayışımızın temelini teşkil etmektedir.
Emeklilik ve sağlık sigortaları birbirinden ayrılacak, kişilerin emeklilik sigortası ile yapacağı serbest sözleşmeyle, emeklilik yaşını belirlenmesini sağlayacak yasal düzenlemeler yapılacaktır.
Ülkemizde birçok alanda olduğu gibi sağlıkta da büyük sorunlar mevcuttur. Sağlık hizmetlerinden herkes yeteri kadar istifade edememektedir. Partimiz, sağlık hizmetlerinden herkesin eşit olarak yararlanmaları için gerekli düzenlemeleri yapacaktır.
Vatandaşların hayatı ve sağlığı devletin teminatı altındadır.
Sağlık hizmetleri, sağlık bakanlığı, yerel yönetimler, vakıflar ve özel sektör tarafından verilecek; özel sektör ve vakıflar, sağlık yatırımları yapmaları için teşvik edilecektir. Özel sektörün ve vakıfların hizmet götüremediği yerlerde kamu ve yerel yönetimlerin hizmet vermesi sağlanacaktır.
Tüm yurtta aile hekimliği sistemi etkin olarak uygulanacaktır. Oluşturulan kademelere uyulmak koşuluyla, herkes hastane ve hekim seçme hakkına sahip olacaktır.
Sağlık Bakanlığı, personel, yönetim, organizasyon ve hizmet sunumu bakımından politikalar geliştirme, plânlamalar yapma, standart koyma ve denetleme görevi yapacaktır. Bakanlık özel sektör, vakıf ve yerel yönetimlerce yeterince sağlık hizmeti verilemeyen yerlere sağlık hizmeti götürmekle yükümlü olacaktır.
Koruyucu sağlık hizmetlerine büyük önem verilecek ve bu hizmetler bakanlık ve yerel yönetimlerce yerine getirilecektir.
Evlilik çağına gelen her erkek ve kadının evlenme ve aile kurma hakkı ve görevi vardır. Evlilik akdi ancak kadın ve erkeğin serbest ve tam rızası ile yapılır.
Aile, toplumun doğal ve temel unsurudur. Ve ayrıca aile, inancımız ve milli kültürümüze göre, saadetin de temel unsurudur. Saadet Partisi olarak, parti adımızın da ifade ettiği gibi, temel gayemiz, bütün ülke insanlarının ve bütün insanlığın saadetidir. Bu sebepten dolayı, toplum ve devlet aileyi korumakla mükelleftir. Ve bu korumanın bütün tedbirlerini almak ve teşvik etmek toplum ve devlet olarak ana görevimizdir. Bu inanışın aksine olan uygulamalar, yıkıcı tahrik ve teşvikler, insan hakları ve hukuk çevresi içerisinde önlenecektir.
Geçmişle gelecek arasında köprü olan aile, kültürümüzün, kimlik ve kişiliğimizin oluşması ve yaşatılmasında en etkili kurumdur. Ailenin korunması, bölünmemesi ve geliştirilmesine yardımcı olmak tüm kurum ve kuruluşların görevidir.
Bu nedenle Partimizin sosyal ve ekonomik politikalarının şekillenmesinde temel unsur aile olacaktır. İktidarımızda, evlilik ve aile kurumu her yönü ile teşvik edilecek ve desteklenecektir.
Modernleşme ile beraber gelen sanayileşme, kentleşme ve değişen gündelik yaşam, etkisini en çok aile kurumu üzerinde göstermiştir. Günümüz toplumunda, dış güçlerin plânlı etkileriyle, bireyselliğin öne çıkarılması aileyi tehdit eden sonuçlar doğurmuştur.
Bugün gelişmiş batılı toplumların en başta gelen sosyal problemleri, ailenin parçalanması, insanların büyük kısmının yalnız yaşamak zorunda kalması, güvensizlik ve yalnızlığın getirdiği ruhsal rahatsızlıklar, şiddet ve intihar eğilimleri, alkol ve madde bağımlılığı ve nüfusun gittikçe azalması gibi sorunlardır.
Bu sebepten dolayıdır ki, batılı ülkeler ve uluslararası kuruluşlar; ailenin korunması ve sorunlarının giderilmesi için programlar yapmakta, bütçelerinden önemli ölçüde paylar ayırmaktadır.
Muharref kitaplara dayanan medeniyetlerin temeli, yanlış, hatalı ve yetersiz olduğu için, Batı, ailenin korunması görevini yerine getirememektedir. Ailenin korunması, bütün tarihin ispat ettiği gibi, ancak bizim milletimizin manevî değerlerinin rehber alınması suretiyle mümkündür.
Bizim, toplum ve millet olarak, bu büyük avantajımıza mukabil, bir yandan dış güçlerin hedefi olmamız dolayısıyla, üzerimizde oynadıkları manevî tahribat oyunları yüzünden, diğer yandan da ekonomik olarak bizi aç, işsiz ve borca esir bir toplum haline getirme gayretleri sebebiyle, bizde de son yıllarda aile tahribatı görülmemiş bir hızla artmaktadır.
Partimiz, uygulayacağı manevî ve ekonomik kalkınma politikalarıyla, bir yandan aile yapısının temelini sağlamlaştıracağı gibi, diğer yandan da reel sektöre ve istihdama önem vererek, işsizlik sorununu azaltırken uygulayacağı sosyal politikalarla da, yoksullukla mücadele etmek suretiyle, aile yapısının korunmasına katkıda bulunacaktır.
Özürlü çocuklarına ve yaşlılarına kendileri bakan aileler, vergi indirimi ya da doğrudan yardımlarla, desteklenecektir. Ayrıca bu ailelere, çocuklarının eğitimi ve rehabilitasyonu için kurumsal yardımların yapılması sağlanacaktır.
Aile ile ilgili ele alınması gereken konulardan biri de, kadınların toplumsal konumu ve haklarıdır. Hem kentte hem de kırsal kesimde kadının en önemli sorunu, işi ile ailesi arasında yaşadığı ikilemdir. Kadının çalışarak aile bütçesine katkıda bulunması ve kendisini geliştirmesinin bedeli, çocuklarını ve ailesini ihmal olmamalıdır. Partimiz çalışma hayatında, kadının annelik ve aile sorumluluğunu da yerine getirebilecek düzenlemeleri yapacaktır.
Sokak çocukları ülkemizin en büyük ayıplarından biridir; ülkenin bu ayıptan kurtarılması için gerekli tedbirler alınacaktır.
Yaşlıların daha iyi bir yaşam düzeyine ulaşma imkânlarını sağlayacak düzenlemeler yapılacaktır.
Fakat bu sosyal problemin temel çözümü, bizim milli esaslarımızın kabul ettiği ve asırlar boyu yaşattığı, torunları, büyük anne ve büyük babaları içine alan “geniş aile sistemidir”
Milletimizi ve sosyal yapımızı, dış güçlerin çeşitli etkinliklerle (medya, sinema vs.) bize aşılamak istediği, karı-kocadan ibaret kendi “çekirdek aile” hastalığından korumak için gereken tedbirler özenle alınacaktır.
Gençlik bir milletin geleceğidir. Gençliğin ahlâklı, bilgili, sağlıklı yetişmesi ve hayata hazırlanması için tüm kurum ve kuruluşlar hizmet verecektir. Ayrıca bunun için, sivil toplum kuruluşları da teşvik edilecektir.
Devlet, kamusal desteğe ihtiyaç duyan her gence eğitimin her kademesinde yeterli desteği sağlayacaktır. İktidarımızda eğitimden yoksun hiçbir genç kalmayacağı gibi, eğitim sisteminde yapılacak değişiklikler ile gençlerimizin milli ve manevî değerlerimize bağlı olarak yetişmeleri sağlanacak ve en az eğitim kadar terbiyeye de önem verilecektir.
Saadet Partisi, gençliği ülkenin teminatı olarak görmektedir. Her alanda gençliğin dinamizminden yararlanmak gerektiğini düşünmekteyiz.
Tecrübesizlikleri ve merakları bazen gençleri kendilerinin de istemedikleri bir takım alışkanlıklara sürüklemektedir. Sigara, alkol, bağımlılık yapan çeşitli ilaçlar ve kimyasal maddeler, uyuşturucu ve uyarıcılar, kumar, pornografi vs.nin hedef kitlesi gençliktir. Gençlerin kötü alışkanlıklardan korunması için gerekli her türlü önlemlerle birlikte, gençlerin aile içinde kalarak milli ananelerimize bağlı gençler olarak yetişmelerini sağlayacak bütün tedbirler alınacaktır.
III. 19. Spor
Genç nüfusumuzun çokluğuyla spor dallarında kazandığımız uluslararası başarılar doğru orantılı değildir. Partimiz, spor faaliyetlerine gerekli önemi verecektir. Bu amaçla spor için gerekli alt yapı hazırlanacaktır. Sporun yaygınlaşması ve halkımızın sporu seyreden değil, sporu yapan topluluk haline dönüşmesi için mevzuattan ve bürokrasiden kaynaklanan engeller kaldırılacak, spor alanında faaliyet gösteren, başta spor kulüpleri olmak üzere, kuruluşlar ve sporcular teşvik edilecektir.
Geleneksel sporlarımızın yeniden ihya edilmesi için ulusal ve uluslar arası organizasyonlar desteklenecektir.
III. 20. Yurtdışında Bulunan Vatandaşlar
Saadet Partisi, ülke dışındaki vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde her türlü haklarının korunması ve geliştirilmesi için devletin hizmetini insanlarımıza ulaştıracak, sahipsiz kalmalarını önleyecek ve Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşı olmanın haklı onurunu, tüm insanlarımız gibi, yurtdışındaki insanlarımıza da yaşattıracaktır.
Yurt dışında temsilcilikler açarak, oralarda yaşayan yurttaşlarımızın her türlü sorunları ile yakından ilgilenecek çalışmalar yapacağız.
Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın ülkenin yönetiminde söz sahibi olmalarını sağlayacak seçim mevzuatı düzenlemesi yapılacaktır.
Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ve aynı tarihî köke sahip insanların bulundukları ülkelerde kendi değerlerinden uzaklaştırılarak asimile edilmelerine karşı, gereken tedbirler alınacak; her türlü maddî ve manevî destekle, bunların yaşadıkları toplumda örnek birer insan olmaları için, gerekli çalışmalar yapılacaktır.
Yeryüzü ve çevredeki her şey bize bir emanettir. Biz, bu emaneti koruyarak ve geliştirerek bizden sonraki nesillere intikal etmesini sağlamakla sorumluyuz.
Özenli bir plânlama ve yönetim ile dünyanın doğal kaynakları, hava, su, toprak, bitki örtüsü ve canlıları, özellikle de doğal eko sistemleri korunmalıdır.
Kalkınma ve sanayileşme çabalarını sürdüren ülkemizde ciddi çevre sorunları vardır. Ülke genelinde erozyon, çarpık kentleşme ve buna bağlı altyapı sorunları yoğun olarak yaşanırken, özellikle batı bölgelerimizde, sanayileşmeden kaynaklanan çevre kirlenmesi tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Ülkemizin büyük bir bölümünde bitki örtüsü ve ormanlar azalmaktadır.
Doğal çevre ile uyumlu ve sürdürülebilir bir kalkınma, partimizin başlıca hedeflerinden biridir.
Saadet Partisi, üretim ve tüketimde insan ile doğa arasındaki dengeyi, insan sağlığını ve doğal dokunun korunmasını esas alan çevre politikalarını uygulayacaktır. Bu politikaların temeli eğitim olacaktır; her kademede çevre bilincinin geliştirilmesi için eğitim programları hazırlanacaktır.
Çevre konusunda uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliğine gidilecek, yerel yönetimlerin etkin kılınmasına imkân sağlayacak yasal düzenlemeler yapılacaktır.