'Trafik Kazası Değil 'Katliam'
'Trafik Kazası Değil 'Katliam'
04 Şubat 2012 , Cumartesi 15:26Değerli Basın Mensupları;
Geçen çarşamba günü Bismil-Batman Karayolunda çok feci bir trafik kazası oldu. 25 vatandaşımız vefat etti.Ölenlere Allahtan rahmet yaralılara acil şifalar, ailelerine sabri cemil diliyorum.
Değerli Basın Mensupları:
Ülkemizde, günde yaklaşık 600 trafik kazası meydana gelmektedir. Bu kazalarda günde 5-20 kişi ölürken, 200 kadar kişi de yaralanıyor. Ortalama her yıl 5-6 bin kişi ölmekte ve 100-200 bin kişi de yaralanmaktadır. Ülke olarak, sanki her yıl savaştayız.
Bu kazalardan bir taneside maalesef, çarşamba günü Batman - Bismil karayolunda meydana geldi. Her ne kadar buna “Trafik Kazası” denilsede, belli ihmallerden dolayı, Biz bu kazayı “Katliam” olarak değerlendiriyoruz. Bu katliamda ilgili tüm kişiler, dolaylı olarak suç ortağıdırlar.
Değerli Basın Mensupları;
Her suçun bir tarafında insan vardır. Öyleyse İnsanı suç işlemeye ve kazalara karışmasına neden olan sebepleri tesbit etmek gerekir. Bize göre bunun temelinde “eğitim ve öğretim” eksikliği vardır.
Mevcut eğitim sisteminde “Allah inancı”, “Resullulahın örnekliği” ve “Ahirette hesap verme” gibi “İslamın temel prensipleri” yeterince öğretilmediği için, menfaatini her şeyin önünde tutan, sorumluluk hissi olmayan bir nesil yetişti.
Değerli Basın Mensupları;
Bu ve benezeri kazaların bir tarafında şöfürler varken, diğer tarafında devlet vardır. Devletin yaptığı yolların durumunu gözden kaçırmamk lazımdır. Türkiyenin her tarafına bakıyorsunuz yol çalışmaları yapılmaktadır. Bunu takdir ediyoruz. Ama 6 ay 1 sene geçmeden bu yollar çökmekte bozulmaktadır. “yol çalışmasından dolayı trafik tek şeritte” inmekte, hatalı sollama ve dikkatsızlık gibi bir hatayla binlerce ailenin ocağı sönmektedir. Peki biz buna “Hatalı Sollama” veya “Dikatsizlik” deyip geçiştirecekmiyiz. Elbette hayır,
Yolculuk sırasında en çok dikkatimizi çeken yollardaki tamiratlardır. Daha yeni yapılan yollar çok kısa bir sürede çöküyor ve bozuluyor. Bu durum maalesef şu gerçeği ortaya koyuyor. Bu yolların yapımında, İhaleyi veren, ihaleyi denetleyen ve ihaleyi alan firmalar yolsuzluk yaparak maliyeti düşürmek için, standartlara uygun malzemeyi kullanmıyor. Bir çoğumuzun çevremizde gördüğü ve tanıdığı kişi veya kişiler, normal bir mal varlığına sahipken, devlet ihalalerine girip bir kaçtanesini almışsa, kısa bir dönemde zenginleştiklerini görüyoruz. Dürüst çalışan memurlarımızı ve firmalarımızı istisna ediyoruz.
Bunun için, Devlet yetkilileri tüm ihaleleri ciddi anlamda denetlemeli, milletin parasını, birkaç kişi aralarında paylaşmasına müsaade etmemeli,
Bu tür ihallerin her aşamasında, imzası olanlar hakkında “Kamu Davası” açmaları için, Savcılarımızı göreve davet ediyoruz..
Vatandaşlarımız da “kader” deyip sesiz kalmasınlar. Bunlar hakkında davacı olsunlar... Bu katliamlara sebep olanların yaptıkları yanlarına kar kalmasın.. İnsanlarımızın özelde bizlerin hayatı bu kadar ucuz olmamalı.
İktidar, yolları ve araçları daha güvenli hale getirmek için her türlü tedbiri almalı, sürücü ve yayaların eğitimine önem vermelidir.
“Ermeni Soykırımı” İddası
Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasa tasarısı:
Dün Fransa, 2010 da İsveç ve her sene Amerika aynı şantajı bize oynamaktadır.
Başta Amerikada olmak üzere, Avrupa ülkelerince sık sık göndeme getirilen, Fransa İsveç gibi ülkelerinin kabul ettiği “Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasa tasarısının” kınıyoruz. Ve bu ülkelerin işgal ettiği ülkelerde yaptığı katliamları hatırlatıyoruz.
Değerli Basın Mensupları:
Her milletin geçmişte yaptığı hizmet ve doğruların yanında yanlışlarıda elbette olmuştur. Önemli olan tarihten ders alarak geçmişteki her türlü yanlış, haksızlık ve zülmü tekrar etmemektir.
Bunların gayeleri soykırım falan değil, içlerinde müslümanlara karşı taşıdıkları kinin tezahürüdür. Bunlar tarih boyunca “haclı ordularıyla” Müslümanların can, mal ve namuslarını ayaklar altına almadılar mı? Halen, Afganistan, Irak ve Libya bunun canlı örnekleri değil midir?
Bizler, Kanunlarını, yönetim ve eğitim sistemlerini, milli ve manevi değerlerimizden uzak bir nesil yetiştirmemiz, ahlaklarını, kültürlerini, yaşam tarzlarını aldığımız,yüce islamın bir çok emir ve yasaklarına “gericilik” ve “irtica” diye saldırdığımız, gümrük birliğiyle mallarında gümrük almadığımız, ülke olarak onlara pazar konumuna geldiğimiz, gönülleri hoş olsun diye, zinayı suç yapmaktan çıkardığımız, Domuz etini kasaplık et olarak kabul ettiğimiz, en değerli varlıklarımız olan kızlarımızı soğan gibi soyup sözüm ona güzelik! yarışmalarına gönderdiğimiz, bizim inancımızda hiç bir yeri olmayan, “yılbaşı” kutlamalarında onları geride braktığımız, Nato ve diğer benzer kuruluşlarda yer almamız, 1960 lı yıllardan bu yana “Avrupa Birliğine girme” sevdamızda ısrar ettiğimiz halde yine de onlara yaranamıyoruz.
Bu da Allahın “Yahudi ve Hiristiyanlar, Siz dinlerine tabi olmadıkça sizden razı olmazlar” ayetinin doğruluğunun kanıtıdır.
Öyleyse, daha fazla zaman kayb etmeden, “D8” projesini aktif hale getirip, “Dünya İslam Birliğini Oluşturmak” yaşam tarzımızı, eğitimimizi, kanunlarımızı ve üretimimizi millileştirmektir. Her alanda bağımsız ve bağlantısız hale gelmektir. Buda taklitçi zihniyetlerle değil, “Milli Görüşün” temel prensipleri ve Saadet Partisinin kadrolarıyla yapılabileceğine inayoruz. 24/12/2011
Fesih BOZAN
Saadet Partisi
Genel İdare Kurulu Üyesi
Etiketler :

