Tokat Saadet Partili Hanımlardan Fransa'ya Tepki

Fransa Meclisi'nde Kabul Edilen Sözde Ermeni Soykırımı Yasasına İlk Tepkiler Saadet Partisi'nden Geldi.

 27 Aralık 2011 , Salı  20:42
Tokat Saadet Partili Hanımlardan Fransa'ya Tepki
Bu yazı Teşkilat bölümü'nde 12.27.2011 tarihinde yayınlandı
   Fransa Meclisi’nde kabul edilen Sözde Ermeni Soykırımı yasasına ilk tepkiler Saadet Partisi’nden geldi. Bu tepkilerden biride Tokat Saadet Partili hanımlardan geldi. İl Hanım Kolları Başkanı Hülya Erkol konuyla alakalı bir açıklamada bulundu.

Fransız Parlamentosu, sözde Ermeni soykırımı iddialarını inkâr edenlere hapis cezasını içeren tasarıyı kabul ettiğini, senatodan geçtiği takdirde sözde Ermeni soykırım iddialarının doğru olmadığını söylemek bile Fransa’da suç olarak sayılacağını ve cezalandırılacağını belirten Erkol; 

"Fransa bu yasayı kabul etmekle düşünce özgürlüğü ve demokrasi adına tek taraflı bir bakış açısına sahip olduğunu bir kez daha kanıtlamakla birlikte, kendi kirli ve kanlı tarihini görmezlikten gelmiştir. Fransa bu yasa ile;  tüm batı dünyasına medeniyet ve irfan kavramlarını öğreten Osmanlı Devleti ve Milletimize attığı iftira ile sömürgecilik tarihi boyunca yaptığı soykırımları tarih objektifinden kaçırabileceği i düşüncesine kapılmıştır.

Türkiye’nin Ermeniler’e karşı soykırım uyguladığını iddia eden Fransa, söz kendisine geldiğinde sömürgeci olarak bulunduğu ülkelerde giriştiği katliamların ve soykırımların sorumluluğunu dahi kabul etmemekte ve uluslararası kamuoyunun gözünden kaçırmaya çalışmaktadır.  Tarih nezdinde hiç bir şekilde gerçek bilgi ve belgelere dayanmayan bir iddiayı kendi parlamentosunda yasalaştırma cüretini göstermek ancak tarihe ve gerçeklere Fransız kalan bir Fransa’dan beklenebilirdi." dedi. 

Fransa’nın tarihinin sömürgecilik ve yaptığı katliamlarla dolu olduğunu ifade eden Hülya Erkol, "Sadece son yüzyılda Cezayir Senegal ve diğer sömürgelerinde yaptığı katliamlarda hayatını kaybedenlerin sayısı 1,5 milyona yakındır. Yaptığı bu katliamlara Cezayir’de 8 Mayıs 1945’te Setif şehrinde giriştiği dehşet ufak bir örnek olarak verilebilir. Savaştan sonra kendilerine vaat edilen bağımsızlık için gösteri yapan halka makineli tüfek ile ateş açılmış binlerce kişi öldürülmüştür. Fransa’nın bu gibi katliamları gerek belgelerle gerekse de kendi subay ve askeri yetkililerinin itiraflarıyla sabittir. İşkence tekniği uzmanı Emekli Tuğgeneral Paul Aussaresses (Osares), istihbarat subayı olarak 1955′te Cezayir’e tayin edilmiş ve halkı bastırmak için Tuğgeneral Jacques (Masü) komutasındaki 10.Hava İndirme Tugayı’na bağlı özel timi komuta etmişti. Paul Aussaresses hatıralarında bu görevdeyken en az 1509 kişiyi yargısız infaz ettiğini itiraf etmiştir." dedi.

Tarihleri kan ve gözyaşı olanların, tarihi boyunca gittiği beldelere huzur getiren Müslüman milletimizi soykırım yapmakla itham etmesinin ancak müfterilik olduğunu söyleyen Erkol; "Osmanlı Devleti I. Dünya savaşı sırasında doğu bölgesinde yaşanan karışıklıklar sırasında başta Ermeni vatandaşları olmak üzere tüm azınlıkların can emniyetini sağlamak için azami gayret göstermiş, hatta Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey bölgede yaşayan Ermeni vatandaşların güvenliğini sağlayamadığı için cezalandırılmıştır. Tarihi boyunca ve hükmettiği tüm beldelerde huzur ve adaleti sağlamayı başlıca hedef edinen Müslüman milletimizi, bu gibi örnekler varken soykırım gibi bir suçla itham etmek ancak müfterilik olarak açıklanabilir.

Netice olarak tarihinde her gittiği bölgede kan ve gözyaşından başka bir şey bırakmayan, tarihinde tek övünç kaynağı olarak gösterilen Fransız İhtilalini dahi giyotinler ve kazıklı kuyular gölgesinde yapan bir ülke, gittiği her bölgede huzuru sağlayan ve hâkimiyeti altındaki milletlere barış ve adalet dağıtan bu millete dil uzatacak ve soykırımcı yaftasını takacak ne yüze ne de tarihe sahiptir. Saadet Partisi olarak tarihin en kısa zamanda gerçekleri ortaya çıkaracağı ve gerçek katliamlara kimin imza attığının belli olacağı inancındayız.

Sayın Başbakan ve Hükümet yetkilileri bu durum karşısında Mavi Marmara olayında olduğu gibi, iç politik tüketime dönük yaklaşımları bırakarak Milletimizin hak ve hukukunu koruyacak adımları biran önce atmalıdır." diyerek açıklamasını sonlandırdı.






 
Sayfa yükleniyor. Lütfen bekleyiniz.