Milli Görüş... Kıyamete kadar...
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Kon TV'de yayınlanan Başkent Gündemi programında gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.
 31 Temmuz 2010 , Cumartesi  12:35
Milli Görüş... Kıyamete kadar...
   
Bu yazı Gündem bölümü'nde 31.07.2010 tarihinde yayınlandı
Kurtulmuş, "Bu kongre sanki olaylı bir kongre gibi gösterildi. Şöyle bir çatışma olmadı. İki farklı grup var, iki farklı hizip var. Sonuçta birisi kaybetti, birisi kazandı gibi bir durum ortaya çıkmadı.

Bizim genel başkan olarak hazırladığımız beyaz bir liste var.

Bir de seçim günü oraya getirilmiş olan bir yeşil liste var. Her iki listenin de genel başkan adayı Numan Kurtulmuş. Aşağı yukarı her iki listenin ağırlıklı olarak çok büyük bir kısmı birbiriyle aynı. Peki tartışma nerden çıktı. 26 Ekim 2008 kongresinde YİK Kurulu adı altında bir kurul oluşturuldu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı partiye yazı göndererek bu kurul icrai midir, danışma mıdır diye sordu. Kongrede bu değişikliği yaptık ve biz istedik ki, bu 6-7 kişi gerçekten de partimize hizmeti geçmiş olan insanların hem YİK hem de GİK'te yer almasın. Biz bu ağabeylerimize partimizde mekanlar hazırladık. Burada gelsinler, fikirlerinden, bilgilerinden, tecrübelerinden, geçmiş birikimlerinden istifade edelim.

Ama aynı zamanda bu kişiler GİK'te yer almasınlar. Fakat, her iki kurulda da yer alma isteklerinden dolayı da ortaya farklılık çıktı." dedi.Kongre sonrasında maksadını aşan bir takım sözler sarf edildiğini, ancak hiçbirine cevap vermemeye özel önem verdiğini dile getiren Kurtulmuş, "Çünkü bunlar geçer, unutulur ve herkes 'Keşke bunu söylemeseydim' der. Benim ilk günden itibaren bütün insanlara, benden yaşça küçük olsun yaşça büyük olsun tavsiyem şudur. Herkes itidalli olsun. Bu günler geçer, herkese utanacağı bir takım yanlışlar içerisinde olmamayı tavsiye ediyorum. Bu partinin içerisinde iki grup yok. Allahtan ki her şey milletin gözü önünde oluyor." diye konuştu.

Kimseye haksızlık yapmadım
Kurtulmuş, "Sayın Erbakan Hocamızın hakkını hukukunu, hem ağabeylerimizin de hakkını hukukunu korumak noktasında kimse bana diyemez ki şurada şu yanlışı yaptın, şu yanlış sözü söyledin. Onların 40 yıllık haklarını hukukunu zedeledin, rencide ettin diyemez. Buna özel bir gayret gösteriyorum. Yine tabanda en ücra köşedeki arkadaşımızın da hakkını hukukunu hiçbir şekilde çiğnemedim. Onlara haksızlık, yanlışlık yapıldı anlamında hiçbir adım atmadım. Onun verdiği bir gönül huzuru içerisindeyim."dedi.

Kimse yoldan saptınız diyemez
Kongreden sonra 'Milli Görüş temel çizgilerinden sapıyordu, bir takım yanlış yollara giriliyordu, onun için bazı çalışmalar yapıyoruz' denildiğini söyleyen Kurtulmuş, "Ama o zaman şu soruyu sormak benim hakkım değil midir? Madem Numan Kurtulmuş denilen zat bu hareketi kendi çizgisinden saptırıyordu da niçin yeşil listenin başında da genel başkan adayı Numan Kurtulmuş'tu. Kaldı ki Numan Kurtulmuş dediğiniz arkadaşınız yeni ortaya çıkmış değildir. Ben çocukluğumdan beri bu davanın içerisindeyim.

Yedi ceddim ortadadır. Babam, dedem ortadadır. Ama hiç kimse bana yoldan saptınız diyemez. Eğer böyle bir şey diyorlarsa binlerce konuşmam ortadadır. Hangi sözümde, hangi cümlemde, hangi ifade tarzımda eğer yoldan çıktığımı söylüyorlarsa bunu söylemek Müslüman'ın vazifesidir. Kardeşlik hukukunun vazifesidir. Ben iki yıldır bu partinin başındayım. Hiçbir kimseden de şu konuda şöyle bir yanlışlık oldu şeklinde bir eleştiri, bir uyarı, bir teklif gelmemiştir. Numan Kurtulmuş'un sapmaması için sadece 6-7 ismin GİK'te bulunması bir garanti ise bu ağabeylerimiz iki yıldır zaten GİK üyemdi. Bir kısmı başkanlık divanı üyesiydi." dedi.

Erbakan'la ilişkim gönül ilişkisi
Milli Görüş Lideri Erbakan ile olan ilişkisinin bir gönül ilişkisi, sevgi ve sempati ilişkisi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Şartlar ne olursa olsun, süreç nasıl gelişirse gelişsin benim açımdan hiçbir şey değişmeyecektir. Ben hiçbir şekilde bir büyüğüme olan saygı çerçevesinin dışına çıkmayacağım. Ne söylenmiş olursa olsun. Her şekilde görüşürüz, fikirlerinden faydalanırız." diye konuştu.

Mevcut şartlarda kongreye gidilirse, aday olup olmayacağı sorusuna, "Şartları, süreci görmemiz lazım. Bu süreç içerisinde her şey milletimizin, teşkilatımızın gözü önünde cereyan ediyor. Bu şartlar içerisinde bizim siyasetimiz günübirlik heveslerin siyaseti değildir. Makam mevkilerin siyaseti değildir. Efendim biz şu koltuğa oturalım, bu koltuğa oturalım diye siyaset yapmıyoruz. Zaten böyle bir siyaset yapmış olsaydık bugün bu makam ve mevkilerde oturur olurduk. Bizim bir amacımız var.

Biz milletimiz ile beraber, milletimizi Milli Görüş siyasetine paydaş kılarak, hep beraber Milli Görüş'ü Türkiye'de bundan sonra siyasal merkez haline getirmektir. Bu gayretle mücadele ediyoruz. Ölene kadar da bu gayretle mücadele edeceğiz. Siyasete milleti paydaş kılmıyorsak, milletle bu süreçleri yerine getirmiyorsak, içine kapalı siyasal bir organizasyon toplumsal organizasyon haline döneriz ki, böyle bir organizasyonun da siyasal bir iddiasının olması mümkün değildir" cevabını veren Kurtulmuş, Recai Kutan'la ilişkisi konusunda ise şunları söyledi:

"Recai Bey'le ilişkilerimiz çok iyi. Recai Bey bu partinin içerisinde hepimizin abisi, büyüğü olmuştur. Her zaman yapıcı olmuştur. En zor şartlarda yapıcı bir tavırla siyasetini sürdürmüştür. Yine Recai Bey'in yapıcı üslubunun bu süreçlere katkısı olacağını ümit ediyorum. Ama herkesin adım atarken makul, kardeşlik hukuklarını kırmayacak adımları atmasında büyük fayda var."

Milli Görüş ... Kıyamete kadar ...
Gazetecilerin, "Milli Görüş'ten kopma eğilimi arzusu, Saadet Partisi'ni Milli Görüş ana ekseninden çıkartma gibi bir çaba, bir niyet var mı, tabandan bu yönde sorular
geliyor" şeklindeki sorularını cevaplayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Kongre konuşmamda da bunu çok net bir şekilde ifade ettim. Milli Görüş dediğimiz şey nevzuhur bir siyaset tanımı değildir. Günü birlik bir takım heveslerin adı değildir. Bir medeniyet projesinin adıdır. Sadece bir siyasi partinin adı değildir. Milli Görüş'ü sıradan bir parti faaliyeti olmanın üstünde bu topraklardaki bir medeniyet projesinin günümüz şartları içerisinde dile getirilmesi mücadelesi olarak algılıyoruz. 1071'de Sultan Alparslan'ın bir Cuma günü atının üzerinde söylediği sözler ile Milli Görüş bu topraklarda bir zemin buldu.

Bu anlamda tarihi süreçte milletin kendisinin bir Milli Görüşü'dür. Saadet Partisinin dile getirdiği Milli Görüş de nedir; bu topraklarda nereden baksanız bin yıllık siyasi izlere sahibiz. Bu Sultan Alparslan'la birlikte başlamıştır ve kıyamete kadar devam edecektir. Hiçbirimizin şahsıyla kaim değildir. Hiçbirimizin babasının malı değildir. Bizim de vazifemiz bizden öncekilerin büyüterek yükselterek bugüne kadar getirdikleri bu bayrağı -siyasi anlamda söylüyorum- bizden sonraki nesillere devretme mücadelesini yapmaktır. Ben Milli Görüş'ten bunları anlıyorum. Yoksa Milli Görüş bir takım kapalı kapıların ardında bir takım farazi fikirlerle ortaya konulmuş bir heves değildir, bir medeniyet projesidir.

Milli Görüş'te bir eksen kayması yok. Bu ekseni Sultan Alparslan'dan, Sultan Fatih'ten, Şehbenderzade'den, Sait Halim Paşa'dan, Sezai Karakoç'tan, Necip Fazıl'dan, 1969 Bağımsızlar Hareketi'nden, Milli Selamet Partisi'nden gelen o fikri ana eksene daha sabit, daha sağlam, ama bugünün üslup ve usulleriyle oturtma mücadelesi vardır. Milli Görüş siyasetini, değil üstümüzdeki gömleği çıkartmak, gidip Sultan Fatih'in kaftanını giyerek, onunla siyaset yapmayı gerektirir. Biz gömleği çıkarmıyoruz, tam tersine o kaftanı giyerek siyaset yapmanın mücadelesini veriyoruz."



Kurtulmuş, Kon Tv'de
01:27:58

Kurtulmuş:'Allaha havale ediyoruz!'
00:27:17

Kongre Bizim İçin Teknik Bir Detaydır
00:04:55

Kurtulmuş: 'Milli Görüş Bir Medeniyet Mücadelesidir'
00:07:29
4
 
Politikalarımız
 
 
Yayınlarımız