|
İthalatın Artış Hızı İhracattan Çok Yüksek
Genel Başkan Yardımcımız Ertan Yülek tarafından hazırlanan rapor
02 Temmuz 2010 , Cuma 10:20
2010 yılının ilk 4 ayında ihracat %11.3 arttı. Ekonomi eski haline dönüyor ve krizden çıktık deniyor. Ama bu söylenen rakamlar doğru da, gerçekler çok farklı. Çünkü ihracat %11.3 artarken ithalat patlamış ve %36.6 artmıştır. İthalattaki bu artışa baktığımız zaman yatırım malları %26 artarken, hem madde yani ara mallar %40, tüketim malları %35 artmıştır. Bu demektir ki ülkemizde üretilebilecek olan hammadde, ara mallar döviz kurunun düşük olması nedeniyle ithalatla karşılanmaktadır. Bu da hem iç piyasaya, hem yan sanayiye hem de dövizimize zarar vermektedir. Ocak-Nisan döneminde toplam ithalat içinde ara malların ( yani bizim yan sanayinin üretebileceği mallar ) %70’den %72’ye yükselmiştir. Buna göre toplam ihracat ara malı ithalatının %92’sini karşılayabilmektedir. Halbuki geçen yıl aynı dönemde toplam ihracat ara malı ithalatının %116’sını karşılayabilmişti.
Şimdi bu görülen gerçeklere göre ne yapmak gerekir: Elbette ki öncelikle döviz kurunu sabit tutmamak gerekir. Yani döviz kurunu kontrollü olarak yükseltmek gerekir. Döviz kurunu yükselttiğimiz zaman ne olacağına bakarsak: 1-)İhracatçı firma dış ticarette rakipleriyle daha iyi rekabet edebilir, ve satış gücü (yani ihracat gücü) artar. 2-)Aramalı yani ara hammadde ithalatçısı kur yüksek olunca aramalı ithalatı azalır. 3-)Döviz kurunun düşük olmasından dolayı yurtiçindeki aramalı üreticileri, yurtdışındaki aramalı üreticileriyle rekabet edemezken, döviz kuru yükselince rekabet edebilir hale gelirler. Bu nedenle aramalı ithalatçıları veya ihracatçı, aramalarını yurtiçindeki yansanayiden alır. Bu da, binbir emekle ve fedakarlıkla kurulan irili ufaklı yansanayi firmalarının boş kalmayıp üretim yapar hale gelmesi demektir. Bu da, hem ekonomiye katma değer hem de istihdam demektir. Yani iç piyasalarda canlılık, hareketlilik demektir. Binbir fedakarlıklarla, atölyesini, küçük fabrikasını kurmuş olan vatandaş, boş, atıl durmaktansa, üretim maliyeti başa baş da gelse makinesini çalıştırır ve en azından makinaları paslanıp hurda yığını olmaz ve hem kendisini hem de birkaç çalışanını beslemiş ve geçindirmiş olur. Bu suya bırakılan bir taşın halka halka dalgaları gibi bütün Türkiye’yi kapsayınca, Türkiye üretimi artmış, makinaları çalışan, insanını besleyip geçindiren ışıl ışıl bir ülke haline gelmiş olur. Hepimizin düşündüğü, uğraştığı, didinip çalıştığı ve görmek istediğimiz tablo (resim) Yaşanabilir bir Türkiye değil mi? |
||||||||
|
||||||||