Alaca Prof. Dr. Arif ERSOY' u dinledi

14 Mayıs 2011 Cumartesi günü Saadet Partisi Milletvekili adayları Adnan Cıdık, Ali Yazıcı ve İsmail Sarıoğlu ile Alaca ilçemizi ziyaret eden Saadet Partisi Milletvekili adayı ve Çorum eski belediye başkanı Prof. Dr. Arif Ersoy büyük ilgiyle karşıland

 17 Mayıs 2011 , Salı  11:24
Alaca Prof. Dr. Arif ERSOY' u dinledi
Bu yazı Haberler bölümü'nde 5.17.2011 tarihinde yayınlandı

14 Mayıs 2011 Cumartesi günü Saadet Partisi Milletvekili adayları Adnan Cıdık, Ali Yazıcı ve İsmail Sarıoğlu ile Alaca ilçemizi ziyaret eden Saadet Partisi Milletvekili adayı ve Çorum eski belediye başkanı Prof. Dr. Arif Ersoy büyük ilgiyle karşılandı ve kahvelerde yaptığı konuşmaları dikkatle dinledi.
Ersoy, oy kullanmanın önemli olduğunu ve “oy kullanma onaylamaktır” dedi. Oy verdiğiniz partinin politikalarını onaylayarak iyiliklerine de kötülüklerine de ortak olmaktayız. Her partiyi dinleyin! Hak ve adaletten yana olanı oylarınızla destekleyin ki, ülkemiz gelişsin, saadet ve huzura erişelim. Haksızlık yapanlara oy verenler hem haklarını kaybederler, hem de yoksulluk, işsizlik ve sefaletten kurtulamazlar.
 
AKP BOZUK İMF TEZGÂHINDA RANTİYECİ KESİMLERE HİZMET ETMEKTEDİR.
İMF ve Dünya Bankası’nın 20. Yüzyılın sonunda geliştirdiği ve 2001 Şubat Bunalımından sonra Fisher- Kemal Derviş’in girişimi ve denetimiyle ülkede uygulamaya konan Dışa Bağımlı Ekonomi Modeli ülke ekonomimizi tahrip etmektedir.
Bu modelin oluşturduğu iktisadi yapının hedefleri:
    1. Tarımsal üretim kapasitesinin daraltılması,
    2. Alım gücü düşürülerek enflasyon denetim altına alınması (Talebi daraltmak),
    3. Özelleştirme, (küresel sermayeye karlı alanlar oluşturma),
    4. Bankacılık- Finans kesimini yabancılaştırma,
    5. İç piyasada tekelleşmenin alanını genişletmektir.
Fisher- Derviş Modeli AKP iktidarı döneminde başarılı şekilde uygulanarak yukarıda belirtilen hedefleri gerçekleştirilmiştir. Daha önceki iktidarlar İMF ile yapılan 17 stand-bay anlaşmalarını bu ölçüde başarılı şekilde uygulayamamışlardır.
 
Fisher- Derviş Modeli köhnemiş bir modeldir. Çağ dışı (out of date) kalmıştır. Bu Post Modern Sömürgeleştirme Modeli sorun üretmektedir. Bu modelle Türkiye’nin ekonomik sorunlarına kalıcı çözüm üretilmeyeceğini son 8,5 yılda karşılaşılan sorunlar açıkça göstermektedir. Çünkü bu model aşağıdaki sorunları üretmektedir.  

·         Bütçe açığı belli oranda azaltılmıştır. Buna karşı cari açık artırılmaktadır.
·         Kamu borçları nispeten azaltılırken özel sektör ve halkın borcu artırılmaktadır.
·         İç borç azaltılırken dış borç artırılmaktadır.
·         Yüksek faiz ve düşük kur yoluyla ülkeye sıcak para girişi özendirilmektedir.
·         Enflasyon, düşük kur ve talep daraltılarak düşürülmeye çalışılmaktadır.
·         Kısa dönemde büyük karlar elde eden spekülatif alanlara akan yabancı sermaye girişi adeta teşvik edilmektedir.
·         Pahalılığa yol açan ve halkın alım gücünü zayıflatan dolaylı vergilerle bütçe açığı kapatılmaya çalışılmaktadır.
·         Akaryakıttan alınan yüksek vergi adil olmayan bir vergi olarak kitlerin vergi yükünü artırmaktadır.
·         Özelleştirmeden elde edilen gelirle sürekli artan cari açık kapatılmaya çalışılmaktadır.
·         Ülkemizin 2010’da 48.5 milyar dolar olan cari açığı, bu yıl 70-75 milyar dolara çıkması bekleniyor.
·         Bu model, ülke ekonomisini dışa bağımlı hale getirmiştir
·          İktisadi büyüme ülkenin üretken gücünü artırmamaktadır.
·          Büyüme ile istihdam arasındaki ilişki zayıflamaktadır.
·         Kaynak paylaşımında sektörler arası dengesizlik artmaktadır.
·         Para Kredi sistemi, ülkenin üretim kapasitesini yeterince harekete geçirememektedir.
·         Gelir dağılımındaki adaletsizlik dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır.
·         Sosyal devlet politikaları zaafa uğratılmaktadır.
·         Büyümenin nimetinden rantiye kesimi daha fazla yararlanmaktadır.
·         Yüksek faizle borçlanma politikası sürdürülmektedir. Devletimiz, firmalarımız ve halkımız borçlandırıldı. Millet olarak geleceğimizi tüketiyoruz.
·         Toplum olarak 6 Mayıs 2011 tarihi itibarıyla tüketici kredileri borcunun 141 milyar 336 milyona, kredi kartı borçlarının ise 45 milyar 251 milyona çıkmıştır. Tüketici olarak bankalara toplam borcumuz 186 milyar 642 milyon TL.dir. Millet olarak bankalara çalışıyoruz.
·         Sermaye piyasalarında yeterli şeffaflık sağlanamamaktadır.
·         KOBİ ve büyük sermaye arasında tamamlayıcı ilişkilerin yeterince geliştirilememiştir.
·         D8 Teşkilatına yeterli ilginin gösterilmemektedir. 
·         Sosyal Güvenlik sisteminin hantallaşması durdurulamamıştır.
·         Kamu yatırımları istihdam sorunu çözecek düzeyde değildir.
·         Bölgeler arası gelişmişlik farkının giderek artmaktadır.
·         Enerji maliyeti yüksektir.
·         Ülkemizin enerji bakımından dışa bağımlılığını azaltan yeterli önlemler alınamamaktadır.
 
Yukarıdan belirtilen sorunlar, mevcut çarpık ekonomik yapıdan kaynaklanmaktadır. Bu yapı değiştirilmeden belirtilen sorunlara kalıcı çözüm üretilemez. Yöneticilerin iyi niyetli ve vatansever olmaları, yanlış mekanizma düzeltilmedikçe sorunların çözümü için yeterli değildir. Dini hassasiyetlere sahip olduklarını dile getiren yöneticiler kitleleri teskin ederek ülkemizi yarı sömürge haline getirmede önceki iktidarlara nasip olmayan başarı sağlamışlardır. Böylece ırkçı-tekelci mihraklar kitlelerin inancını da istismar ederek sömürü mekanizmasını çalıştırmaya devam etmektedirler. 
 
Yoksullaştıran Post Modern Sömürgeci düzenin alternatifi hak ve adalet merkezli Adil Düzen’dir. Milli Görüş iktidarında ilmi ve fıtri olan Adil Düzen kurulacak ve sömürge düzeni son bulacaktır. “Hak gelecek, batıl son bulacaktır”.
 
Ey, Hak ve adalete inanlar! Sizler, niçin Batıl’ın (sömürgeci Düzenin) labirentlerinde dolaşarak ömürlerinizi tüketiyorsunuz. Bu yolun sonu hüsrandır. “Yeter artık! Dönün hak ve adalet merkezli Milli Görüşe ve Adil Düzen’e!”.

ENGELLİLER İÇİN ENGELSİZ TÜRKİYE
Milletimizin ortak dünya görüşü ve değer ölçülerini ifade eden Milli Görüş’e göre toplum bir vücut gibidir. Vücudun bir organında meydana gelen rahatsızlık vücudun tamamını etkiler. Engelliler toplumun bir bölümünü oluşturur. Onların sorunları hepimizin sorunudur. Onların sorunun çözümünde üzerimize düşen görevlerimizi yerine getirmek insan, vatandaş ve Müslüman olmamızın gereğidir.
 
Milli Görüş iktidarında engellilerin karşılaştığı engellerin kaldırılması için aşağıdaki önlemler alınacaktır.
 
Engellileri mağdur eden ve halen yürürlükte bulunan mevzuat gözden geçirilecek, uygulanamayan veya ihtiyacı karşılamayan yasa ve yönetmenlikler değiştirilerek, engellilerin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeniden düzenlenecektir.
 
İstihdam imkânları artırılacak, kamuda açık kontenjanlar doldurulacaktır. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili maddesine göre dolu memur kadro sayılarının yüzde 3′ü oranındaki kadroyu özürlü memur istihdamına tahsis edilecek ve ihtiyaca göre bu oran artırılacaktır. Ayrıca özel sektörün daha fazla engeli istihdam etmesi teşvik edilecektir. Engellilerin istihdamında devlet, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında işbirliği sağlanacaktır.
 
Engelliler için yeni sınav sistemi geliştirilerek, engelliler arasındaki adaletsizlik ortadan kaldırılacaktır. Her engelliliğinin özellikleri göz önünde bulundurularak yetenekleri geliştirilecek eğitim programları hazırlanacak. Eğitim programlarını tamamlayanlara yeteneklerine uygun iş imkânlarını sağlanacaktır.
Evde bakım hizmeti verenler için sosyal güvence uygulaması geliştirilerek sürdürülecektir.
 
Engellilerin sosyal hayatın her aşamasında aktif rol almalarını sağlayacak altyapı imkânları geliştirilecek ve engelli sporcuları teşvik için gerekli düzenlemeler yapılacaktır.
 
 “Engelliler İçin Engelsiz Türkiye” gerçekleştirilecektir.
 
 


Etiketler :




 
Sayfa yükleniyor. Lütfen bekleyiniz.