Cumhuriyet tarihinin en çok yanılan ve yanıltan iktidarı ile karşı karşıya olduğumuzu kaydeden Karamollaoğlu; “Maalesef Cumhuriyet tarihinin en çok yanılan iktidarıyla karşı karşıyayız. İstisnasız, hemen her konuda hem yanıldılar hem de milleti yanılttılar. Şimdi de TEOG sınavında yanılmışız diyorlar. Reform diye getirdikleri her sistem bir öncekini mumla arattı.  Üstelik önce kendileri yapıyorlar, sonra yine kendileri şikayet ediyorlar” dedi.
 
SINAV SAYISINDA BİRİNCİ, EĞİTİMDE SONUNCUYUZ
 
Eğitim sisteminin deneme  tahtasına çevrildiğini vurgulayan Karamollaoğlu; “15 yıldır ülkeyi aynı iktidar yönetiyor. Ama 15 yılda eğitimde 5 kere sistem, 6 kere bakan değişti. Değişen bakanların hepsi de bir önceki sistemi eleştirip, yeni bir sistem getireceğini söyleyerek göreve başladı. Sonuç? Hepsi hüsran. Hepsi hayal kırıklığı. 2016 yılı eğitim raporuna göre Türkiye, 38 OECD ülkesi arasında 35’inci sırada. Uluslararası öğrenci değerlendirme raporuna  göre ise 72 ülke arasında 50’inci sırada. Çocuklar at yarışı gibi bir sınavdan öbürüne koşturuluyor. Sınavlara hazırlanmaktan hayata hazırlanamıyorlar” eleştirisinde bulundu. 
 
80 MİLYONUN KADERİ TEK KİŞİNİN İNSAFINA BIRAKILAMAZ
 
TEOG sınavının kaldırılmasını desteklediklerini ancak sınavın kaldırılış biçimini doğru bulmadıklarını belirten Karamollaoğlu şöyle konuştu: “Sayın Cumhurbaşkanı, sanki başkası getirmiş gibi, “böyle şey mi olur” dedi ve TEOG’un kaldırılacağını açıkladı. Ama Başbakanın haberi yok, Milli Eğitim bakanının haberi yok, Müsteşarın, Talim Terbiye’nin,  TBMM’nin haberi yok. Öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin haberi yok. Tek akıl, Tek karar… İşte biz başkanlık sisteminin muhtevasına da bu yüzden karşı çıktık.  17 Milyon öğrencinin, 80 milyonluk ülkenin kaderi tek bir kişinin insiyatifine bırakılamaz. Eğitim ciddi iştir. Televizyon programında değil, hükümet programında açıklanır.  Sanki rüyada görmüş gibi, akşam başka bir sistemle uyuyup, sabah bambaşka bir sistemle uyanılmaz. Bu yüzden biz diyoruz ki, değişmesi gereken artık sınav sistemi değil bu anlayışın bizzat kendisidir.”
 
ERDOĞAN’IN ABD ZİYARETİ
 
Cumhurbaşkanı’nın ABD ziyaretini de değerlendiren Karamollaoğlu; “Her ziyaret nedense bizi rahatlatacağına tam tersine daha da endişelendiriyor. Çünkü her ziyaretin arkasından ABD biraz daha pervasızlaşıyor.  Elbette, iktidar, ülkemizin güvenliği ve huzuru için her türlü ülkeyle temas halinde olmalıdır. Ama eğer sizin caydırıcı bir gücünüz yoksa, şahsiyetli bir dış politikanız da olmuyor. Ekonominiz güçlü değilse, Savunma sanayiinde dışa bağımlıysanız, silahınızı, füzenizi, uçağınızı, tankınızı  endiniz üretemiyorsanız, bu ziyaretler turistik birer geziden ibaret kalıyor. Dost ve müttefik ortak dediğiniz ABD, YPG’yi silahlandırmaya, 300 tır silahı 1.300 tıra çıkarmaya devam ediyor. O yüzden biz diyoruz ki; barış ve istikrar için kalıcı çözümün adresi ne BM salonları, ne de NATO’dur. Ne Washington, ne de Moskova’dır. Çare kendi ayaklarının üzerinde durabilen, İslam dünyasına öncülük yapabilen bir Türkiye’dir” değerlendirmesinde bulundu. 
 
REFERANDUM KRİZİ AKLI SELİM İLE ÇÖZÜLMELİ
 
Basın toplantısında Kuzey Irak referandumu ile ilgili gelişmelere de değinen Temel Karamollaoğlu; referandumdan vazgeçilmesi çağrısını yineledi. Karamollaoğlu; “Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde, böyle bir girişim İslam âlemine değil, ırkçı emperyalizmin emellerine hizmet eder. Ancak bu gerçeklere rağmen Kuzey Irak’taki referandumun bir savaş çığırtkanlığına dönüştürülmesini de doğru bulmuyoruz. Bu süreç, karşılıklı tehdit ve meydan okumalarla değil sağduyu ve diyalogla yönetilmelidir. Bölge zaten çok kritik bir dönemden geçiyor. Böyle dönemlerde yapılması gereken, yangına körükle gitmek değil aklı selimi ön plana çıkarmak olmalıdır. İlk adım olarak; Barzani Yönetimi, komşu ülkelerin hassasiyet ve kararlılığını dikkate alarak referandum ısrarından vazgeçmelidir. Irak Merkezi Hükümeti ile Kuzey Irak bölgesel yönetimi arasındaki anlaşmazlıklar müzakere ve diyalog yoluyla çözülmelidir. İslam dünyasının diyalog ve sağduyu ile çözemeyeceği hiçbir problem yoktur” diye konuştu.
 
PROF. ALİ ERBAŞ’I HAYIRLI HİZMETLER DİLİYORUZ
 
Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı’na getirilmesinden dolayı Prof. Dr. Ali Erbaş’ı  da tebrik etti. Karamollaoğlu: “Sayın Erbaş’a yeni görevinde hayırlı hizmetler ve üstün başarılar diliyorum.  Diyanet ülkemizin gerçekten en önemli, en güzide kuruluşlarının başında geliyor. Yapacağı çalışmalar, atacağı adımlar sadece ülkemizin değil bütün İslam dünyasının geleceğini ilgilendiriyor. Bu sorumluluk ve şuurla Diyanet işlerimizin her zaman olduğu gibi bu yeni dönemde de büyük hizmetlere imza atacağına inanıyor, yapılacak çalışmaların ülkemiz ve islamalemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.